Ulusların Düşüşü MIT’de (Massachusetts Institute of Technology) İktisat Profesörü olan Türk-Amerikan ekonomisti Daron Acemoğlu ve İngiliz ekonomist James A. Robinson tarafından yazılmış ve ilk olarak 2012 yılında “Why Nations Fail” adıyla basılmıştır.

Daron Acemoğlu Kimdir?

Ulusların Düşüşü ve Kurumsal İktisatKamer Daron Acemoğlu (3 Eylül 1967, İstanbul) Daron Acemoğlu, Massachusetts Teknoloji Enstitüsünde (MIT) İktisat Profesörüdür. 1967 yılında İstanbul’da doğan Daron Acemoğlu 1986 yılında Galatasaray Lisesi’ni bitirmiştir. Lisans derecesini İngiltere’nin York Üniversitesinde alan Acemoğlu, yüksek lisans ve doktora derecelerini ise bu dalda en prestijli okullardan olan Londra Ekonomi Okulundan almıştır. 1992-93 yılları arasında Londra Ekonomi Okulu’nda ders veren Acemoğlu, 1993’te ABD’deki Massachusetts Teknoloji Enstitüsünde ders vermeye başlamıştır. MIT’deki akademik kariyerinin ilk yıllarında, iktisat alanındaki tarihi yayınlardan biri olan The Economic Journal’da yayınlanan bir çalışması “1996 Yılının En İyi Makalesi” ödülünü almıştır. Daron Acemoğlu, 2000 yılında profesörlüğe yükselmiştir.

Ulusların Düşüşü ve Kurumsal İktisat Ulusların Düşüşü ve Kurumsal İktisat

Kitabın ismi Türkçemize birebir çevrildiğinde belki de “Uluslar Neden Başarısız Olur” şeklinde olabilirdi ancak Adam Smith’in ünlü “Ulusların Zenginliği” kitabına atfen bu kitabın da “Ulusların Düşüşü” olarak çevirmek bence çok isabetli olmuş. Zaten Ulusların Düşüşü kitabı Kurumsal İktisat Ekolü çerçevesinde yazılmış olan bir kitaptır ve Kurumsal İktisat Klasik İktisat anlayışına özellikle de Neoklasiklere bir alternatif düşünce olarak ortaya çıkmıştır. O halde Kurumsal İktisat Nedir bu soruya çok kısada olsa bir cevap vermek sanırım faydalı olacak.


Kurumsal İktisat Nedir?

Kurumsal İktisat Ekolü, İktisat biliminin disiplinler arası bir yaklaşımla sosyoloji, tarih, maliye, psikoloji, siyaset ve yönetim gibi sosyal bilim dallarından yararlanılarak incelenmesini savunan bir anlayıştır.

  • 20. Yüzyılın başında Amerika’da Neoklasik İktisatın “İktisadi İnsan” yaklaşımından doğan öğretilerine alternatif oluşturmak maksadıyla ortaya çıktı.
  • İktisadi gelişme açısından kurumların rolü ve çağın gerekliliklerine göre zaman içerisindeki değişimi büyük önem taşımaktadır.
  • Ekonomide istikrarın sağlanması gelir dağılımının optimum seviyede olması için devletin yönlendirmesine ve bazı durumlarda müdahalesine ihtiyaç vardır.

Türkçe’de yayımlanmış Bernard Chavance ve Eyüp Özveren’in Kurumsal İktisat adında kitapları mevcuttur.


Ulusların Düşüşü

Ulusların Düşüşü kitabı aslında yazarların kitabın bir çok bölümünde defalarca söylediği üzere bazı ulusların neden diğerlerinden iktisadi refah ve demokrasi anlamında daha üstün olduğu, teknolojik gelişimin yol açtığı yaratıcı yıkımların ve bu yıkımlarla ulusların nasıl baş ettiklerini üzerinedir. Özetle ülkelerin refah anlamındaki gelişmesini siyasal süreçlerin desteklediği iktisadi kurumlar ve bu kurumların oluşturduğu teşvik ve özgürlük ortamına bağlar.

James A. Robinson Kimdir?

Ulusların Düşüşü ve Kurumsal İktisat1960 yılında doğan İngiliz İktisatçı James Alan Robinson Yale University, London School of Economics gibi üniversitelerde eğitim görmüş  siyaset bilimcisi ve ekonomisttir. Harvard Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörüdür.

Başlıca ilgi alanı Latin Amerika ve Sahra Altı Afrika bölgelerinde karşılaştırmalı ekonomik ve siyasi kalkınma olan James A. Robinson bu amaçla; Botswana, Şili, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Haiti, Filipinler, Sierra Leone, Güney Afrika Cumhuriyeti ve Kolombiya gibi dünyanın farklı coğrafyalarında bilimsel çalışmalarda bulundu.

Yazar ayrıca, ekonomik refah içindeki ülkeler ile sürekli çatışma ortamındaki devletler arasındaki farkı, ekonomik ve politik kurumsal yapılar temelinde açıklayan Ulusların Düşüşü: Güç, Zenginlik ve Yoksulluğun Kökenleri ile Dar Koridor: Devletler, Toplumlar ve Özgürlüğün Geleceği adlı eserleri, bir başka ünlü ekonomist Daron Acemoğlu ile birlikte kaleme almasıyla da tanınıyor.

Kitap birbirleriyle bağlantılı 15. bölümden oluşur. Yazarlar Kurumsal İktisat anlayışı temeline oturttukları düşüncelerini iktisadi kurumların çeşitli ülke ve bölgelerde nasıl ve niçin geliştiğini farklı bölümlerde birbirini destekler nitelikte anlatırlar. Biz yazımızda kitabın ana fikri olarak sayılabilecek ilk iki bölümüne yer vereceğiz ve kendimizce sorular soracağız. Hadi başlayalım.


Ulusların Düşüşü 1. Bölüm: Çok Yakın, Yine de Çok Farklı

Ulusların Düşüşü ilk bölümde iktisadi refah farkının en çarpıcı örneklerinden biri olan ABD – Meksika sınırında yer alan Nogales adındaki bir kasabanın anlatımı ile başlıyor. Nogales kasabası Nogales Arizona (ABD tarafı) ve Nogales Senora (Meksika Tarafı) olmak üzere iki parçadan oluşur ve sadece bir çit ile birbirinden ayrılmıştır.

Ulusların Düşüşü ve Kurumsal İktisat
Nogales Arizona ve Nogales Sonora

Kenti ayıran sadece fiziksel olarak kolayca aşılabilecek olan bir çittir. Yazar kültür, iklim, ekolojik koşullar ve sağlık açısından hiçbir fark olmadığı halde neden güneydeki yaşam standartlarının kuzeydekinden oldukça düşük olduğuna dair sorular soruyor ve şöyle bağlıyor;

“Nogales’lerin farklı kurumlarının yarattığı teşvikler ve hangi ülkeye bağlı oldukları, sınırın iki tarafındaki ekonomik refah düzeylerinde görülen farklılıkların temel nedenini oluşturur.” (S.17)

Kasabanın iki tarafı arasında hiçbir fark olmamasına rağmen refah açısından gözle görülür derecede büyük bir fark olmasını ise Amerika Birleşik Devletleri ve Meksika’nın sömürgeleştirilme geçmişindeki farklılıklara ve iki ülkede sömürgecilik kurumlarının birbirinden nasıl farklı geliştiğine bağlıyor. O halde iki ülkede sömürgecilik nasıl gelişmiş bakalım.


İspanyollar ve Güney Amerika’nın Sömürgeleştirilmesi

Ulusların Düşüşü kitabı her ne kadar bu bölümde Hernan Cortez ile başlasa da sanırım öncesinde Kristof Kolomb’a değinmekte fayda var. Cenovalı denizci Kristof Kolomb baharat ticaretinden pay almak düşüncesiyle batıya doğru açılıp Hindistan’ın doğu kıyılarına varmayı ve böylece yeni ticaret yolları keşfetmeyi umuyordu. Kolomb gezisini finanse edecek bir ülke bulmak için uzun yıllar boyunca çabaladı. Hatta İstanbul’a gelerek bir papaz vasıtasıyla 2. Bayezid ile görüştüğü bile bilinir.

Ulusların Düşüşü ve Kurumsal İktisat
Kristof Kolomb

Tam da çabalarından umudunu kestiği sıralarda İspanya tahtındaki I. İsabella ve II. Ferdinand’ın desteğini aldı. Ağustos 1492’de denize açılan Kolomb Ekim 1492’de Meksika Körfezi’nin girişindeki Bahamalar’a ulaştı. Kolomb ulaştığı bu adaları Hindistan’ın doğusu olduğunu zannetti. Hatta burda gördüğü yerlilere İspanyolca Hindistanlı anlamına gelen “İndias” ismini verdi. Kolomb Amerika kıtasına üç sefer daha düzenledi. 1496 yılında Kolomb’un kardeşi Bartolomeo bugünkü Dominik’in başkenti olan Santo Domingo şehrini ilk İspanyol kolonisi olarak kurdu. İspanyolların kıtanın potansiyelinin farkına varmaları çok uzun sürmedi.


Hernan Cortez ve Azteklerin Sömürgeleştirilmesi

Kısa zamanda Küba, Dominik, Haiti gibi adalarda koloniler kuran İspanyolların Amerika ana kıtasına geniş çaplı ilk ziyaretini ise Hernan Cortez gerçekleştirdi. Cortez 1519 yılında binlerce kişilik bir orduyla Meksika sahillerinde bugün Veracruz olarak bilinen noktaya çıktı. 

Ulusların Düşüşü ve Kurumsal İktisat
Hernan Cortes’in Tenochtitlan Rotası

Azteklerin düşmanları olan kabilelerin de yardımıyla Hernan Cortez ve adamları 8 Kasım 1519 tarihinde kıyıdan 400 – 450 km uzaklıkta bulunan bugünkü Mexico City yakınlarındaki Aztek başkenti Tenochtitlan’a vardı. Aztekler ve İmparator Montezuma bir rivayete göre İspanyolları geçmişten gelen ataları olarak düşündüler ancak sanırım bu bir efsanedir büyük ihtimal Montezuma danışmanlarının tavsiyesi ile İspanyolları barışçıl bir şekilde karşıladı. İspanyollar ise bu karşılamaya ateşli silahları ile karşılık vererek imparatoru esir alırlar ve tüm hazinesini ele geçirirler.

Ulusların Düşüşü ve Kurumsal İktisat
Hernan Cortez ve Montezuma

Sonrasında olanlar, Ulusların Düşüşü kitabında Fransisken rahip Bernardino de Sahagún’un ünlü Florentine Kodeksi’ndeki 1560’larda derlediği maddeye atıfta bulunularak bu kitaptaki detaylı tasvir ile anlatılır.

[İspanyollar] derhal Montezuma’yı kıskıvrak yakaladılar (…) ardından tüm silahlar ateşlendi(…) Ortalığı korku sardı. Sanki herkesin kalbi yerinden çıkmıştı. Daha karanlık çökmeden dehşet çökmüştü, şaşkınlık ve endişe hakimdi, herkes donakalmıştı. Ve şafak söktüğünde derhal [İspanyolların] talep ettiği şeyler ilan edildi; beyaz tortillalar, kızartılmış hindiler, yumurtalar, tatlı su, kereste, odun, odun kömürü (…) … Ve ambara vardıklarında, Teocalco adındaki yere, tüm o şaşaalı şeyleri ortaya döktüler: Parlak kuş tüylerinden yelpazeler, gereçler, kalkanlar (…) buruna takılan hilal şeklindeki altın takılar, bacağa takılan altın bilezikler, altın pazıbentler, altın taçlar. Ardından altını ayırdılar (…) Derhal bir ateş yakıp (…) tüm değerli şeyleri ateşe verdiler. Hepsi yandı. Ve İspanyollar tüm altını külçeler haline getirdiler (…) (S.20)


İşgal Sonrası Hernan Cortez’in Stratejisi

Hernan Cortez’in askeri fethi 1521 yılında sona erdi ancak tabi ki İspanyollar bölgeyi terk edip gitmediler. Bölgede hemen İspanyol geleneksel kolonizasyon kurumu olan encomienda adı verilen sistem kuruldu. Bu sisteme göre bölge ve yerli halk küçük bölümlere ayrılarak encomendero denilen bir İspanyol’a veriliyordu. Yerli halk encomendero için çalışmaya ve vergi vermeye zorlanıyordu. Buna karşılık encomenderolar da yerli halkın Hristiyanlaştırılmasından sorumluydu.

Ulusların Düşüşü ve Kurumsal İktisat
Encomiendaların İllüstrasyonu

1519 tarihinde Aztek ülkesinin Hernan Cortez önderliğindeki İspanyollar tarafından işgalinde uygulanan yöntem sonraki işgalciler tarafından da benimsendi ve etkili bir şekilde uygulandı. Bu yöntem üç ana başlıkta şöyle özetlenebilir:

  1. Lideri ele geçirip, halkı kendilerine yiyecek ve vergi vermeye zorlamak
  2. Kendilerini toplumun yeni elit sınıfı ilan ederek vergi, savaş tazminatı, iş gücü gibi uygulamaların kontrolünü ele geçirmek
  3. Encomienda teşkilatını kurarak hızlı bir şekilde kolonileşme çalışmalarına başlamak

Francisco Pizarro ve İnkaların Sömürgeleştirilmesi

Francisco Piazarro 15 Kasım 1532 tarihinde İnka şehri Cajamarca’yı İnkaların 80.000 kişilik ordusuna rağmen sadece 168 asker ile işgal ederek Kral Atahualpa’yı esir aldı. Bunun nasıl bu kadar kolay olabildiğine dair Jared Diamond’un tezine aşağıda 2. bölümde yer vereceğiz.

Ulusların Düşüşü ve Kurumsal İktisat
İnka İmparatoru Atahualpa ve Pizarro

Tıpkı Cortez’in yaptığı gibi Pizarro da halktan birer oda dolusu altın ve gümüş talep ederek talep yetirine getirilmez ise kralı öldüreceğini söyledi. Talep yerine getirilmesine rağmen de 1533 yılında Pizarro, İnka Kralı Atahualpayı’yı öldürdü. Kısa sürede başta başkent Cusco olmak üzere tüm ülkeyi ele geçiren Pizarro, Cortez’in yöntemini uygulayarak yerel halkı encomiendalara bölerek kolonileştirdi.

İspanyollar bugün Bolivya topraklarında yer alan Potosi şehrindeki gümüş madenlerini keşfettiklerinde bu madenlerin işletilmesi için buraya Francisco de Toledo isminde yeni bir vali atadılar. 1569 yılında göreve gelen vali yerel halkı küçük bölgelerde kümeleyerek madenlerde çalışmak üzere mita adı verilen plantasyonlara böldü. Bu bölgede yer alan ve Potosi Mitası olarak bilinen bu uygulama 1825 yılına kadar sürdü. İspanyolların tüm sistemi kısa sürede koloni kurumlarından örülü bir ağ kurarak yerli halkın emeğini ve bölgenin kaynaklarını sömürmek üzerine kuruluydu.

Ulusların Düşüşü ve Kurumsal İktisat
İnka İmparatoru Atahualpa

Ulusların Düşüşü kitabında verilen şu örnek oldukça ilginçtir: Bugün Peru sınırlarında yer alan ve birbirine oldukça yakın olan Calca ve Acomayo arasındaki yaşam koşullarındaki fark bugün bile bu kurumların etkisini yansıtması bakımdan ilginçtir. İki şehir arasında hiçbir kültürel, iklimsel ya da yönetimsel fark olmamasına rağmen Acomayo halkı Calca halkından çok daha yoksuldur. Bunun sebebi ise Acomayo’nun Calca’nın aksine bir zamanlar Potosi Mitası havzasında yer alıyor olmasıdır.


İngilizler ve Kuzey Amerika’nın Sömürgeleştirilmesi

İngilizler İspanyollardan neredeyse 100 yıl sonra koloni faaliyetlerine başladılar dolayısıyla geç kalmışlardı. Amerika’nın değerli madenlerle dolu orta ve güney kısımları çoktan İspanyollar tarafından ele geçirilmişti. 1607 yılında Kuzey Amerika’ya gelerek devrin İngiltere Kralı 1. James’İn adını verdikleri Jamestown yerleşimini kurdular. Planları Cortez ve Pizarro gibi bölgenin kralını ele geçirip yerli halkın kaynaklarını sömürmekti ancak işler istedikleri gibi gitmedi. Üstelik Kızılderililerin altını da yoktu ve kolonicilerle ticaret yapmayı da reddediyorlardı.

Ulusların Düşüşü ve Kurumsal İktisat
İngilizleerin İlk Çıktığı Kuzey Amerika Toprakları

Ulusların Düşüşü Kitabında Daron Acemoğlu ve James A. Robinson bu durumu şu şekilde ifade eder:

Cortés ve Pizarro için iyi sonuç veren sömürgecilik modelinin Kuzey Amerika’da hiç mi hiç işe yaramayacağını ilk fark eden Smith’di. Temel koşullar tamamen farklıydı. Smith, İnkaların ve Azteklerin aksine Virginia Kızılderililerinin altını olmadığını belirtiyordu. Gerçekten de, günlüğüne “bilmelisiniz ki tüm servetleri kumanyadan ibaret” diye yazmıştı. İlk yerleşimcilerden biri olup ardında kapsamlı bir günlük bırakan Anas Todkill’in şu teşhisi, Smith ve diğer birkaçının hayal kırıklığını gayet iyi ifade ediyor: “Ne iş vardı, ne umut, ne de konuşmak; varsa yoksa altın çıkarmak, işlemek, taşımak.” (s.28)


Virginia Kolonisi ve Kızılderililer

İngilizler Kızılderililer üzerinde herhangi bir tahakküm kuramayacaklarını anladıklarında her şeyden önce açlıktan ölmemek için sert tedbirler almak zorunda kaldılar. Bir yandan yeni gönderilecek yerleşimcilerin en azından nitelikli işçilerden oluşmasına sağlamak diğer yandan da mevcut yerleşimcileri örgütlemek zorunda kaldılar. Bu sebeple Virginia Kolonisi yerleşimcilere karşı çok sert tedbirler aldı. Ancak bölgede nüfus yoğunluğu çok düşüktü ve belirlenen sınırlar dışına kaçmak mümkündü.

Amerika Kıtasına Gelen İlk İngilizler
Amerika’ya İlk Gelen İngilizler İllüstrasyonu

Bunun üzerine tek çarelerinin insanları kolonide yaşamaya teşvik edecek kurumlar inşa etmek olduğunu anladılar. Sonunda 1618 yılında şirket yerleşimcileri zorlamak yerine teşvik etme yoluna gitti. Her yerleşimciye 200 dönüm toprak verildi ve koloniyi yöneten kurumlar için söz sahibi olma hakkı verdi. Amerika’da demokrasinin ilk tohumları atılmış oldu.

Amerika Birleşik Devletleri Bağımsızlığı
Amerika’nın Bağımsızlığı İllüstrasyonu 4 Temmuz 1776

İngiltere Kralı 1. Charles Baltimore Lorduna 40 milyon dönümlük toprak tahsis ederek burada bir yerleşim kurmasını istedi. Ayrıca bir sözleşme yaparak lorda istediği gibi bir hükumet kurması için tam yetki verildi. Bölge aynen İngiltere’de olduğu gibi geniş arazilerden oluşan feodal parçalara ayrıldı. Geniş toprakların olması fırsatları çoğaltıyor yerleşimciler üzerinde baskı kurmayı ise zorlaştırıyordu. 1720lere gelindiğinde ülke sonradan ABD’yi oluşturacak olan 13 eyalete ayrıldı.  Her eyaletin bir meclisi ve valisi mevcuttu. 1774’te toplanan ilk kıta kongresini ise bu meclisle oluşturuyordu. Nitekim 2 yıl sonra 4 Temmuz 1776 tarihinde ABD resmen kurulmuş oldu.


Amerika ve Meksika Arasındaki Fark

1-Anayasının İlan Ediliş Süreci

Amerika’nın 1618 yılında başlayan demokrasi serüvenine İspanyol kolonileri doğal olarak katılamadı. 1787 yılında Amerika’da eyalet delegeleri toplanarak geniş katılımlı bir anayasaya imza attılar. Oysa Güney Amerika’da işler farklıydı. 1808 yılında İspanya’nın Napolyon tarafından işgal edilmesi üzerine direnç gösteren güçler Cadiz’e geri çekildiler ve burada Cortes adı verilen bir meclis kurdular. 1812 yılında ise Cadiz anayasası denilen bir anayasa hazırlayarak özel ayrıcalıkların sonlandırıldığını bildirdiler.

Meksika'nın Bağımsızlığı
Meksika’nın Bağımsızlığı İllüstrasyonu 1822

1815 yılında Ferdinand yeniden tahta çıksa da 1820 yılında İspanyol ordusu krala isyan etti ve Cadiz anayasası yeniden devreye alındı. Ayrıcalıklarının elinden alınacaklarını düşünen İspanyol kolonicileri isyan ettiler. 1821 yılında İspanyol ordusunda bir subay olan İturbide harekete öncülük etti ve 1822 yılında yasal meclisi kapatarak yerine kendi atadığı cuntayı koydu. Meksika bağımsızlığını kazanırken belki de orta ve güney Amerika siyasi tarihinin cuntalar geleneği de başlamış oluyordu. Amerika 1860-1865 arası iç savaş yaşasa da Meksika’nın siyasi iktidarsızlığı elli yıldan fazla sürdü.

2-Serbest Düşünce ve Rekabet Ortamı ve Kurumlar

ABD’de 19. Yüzyıldan itibaren oluşan nispeten özgürlükçü ortam sayıları gittikçe artan patent başvuruları ve bankalarda ortaya çıkıyordu. Örneğin 1818 tarihinde Birleşik Devletler’de 338 banka faaliyet gösterirken 1910 yılında Meksika’da sadece 40 banka vardı.

İlk Amerikan Bankası
İlk Amerikan Bankası Binası

Rekabetçi Bankalar — Düşük Faiz – Ucuz Kredi – Bireysel Fırsatlar

Tekel Bankalar – Yüksek Faiz – Pahalı Kredi – Finansal Fırsat Eşitsizliği

Meksika’da bağımsızlıktan sonra göreve gelen neredeyse her yönetim kendilerini ve yakın çevresini kısa vadede ihya edecek olan yöntemi yine sömürgecilik dönemindeki koloni kurumlarını örnek alarak kurdular.

Ulusların Düşüşü kitabının ilk bölümünde yazar Sonuç kısmına yer vererek şunları söyler:

Genel olarak bakıldığında, Nogales Arizona’nın Nogales Sonora’dan çok daha zengin olmasının nedeni basittir: Bunun nedeni, Nogales- Arizona sakinlerine Nogales Sonora’dakilere kıyasla çok farklı teşvikler sunan, sınırın iki yanındaki birbirinden çok farklı kurumlardır.


Ulusların Düşüşü 2. Bölüm: İşe Yaramayan Kuramlar

Mevcut Durum Nedir?

Ulusların Düşüşü kitabının ikinci bölümünde yazarlar dünyadaki gelirde, demokrasilerde, yaşam standartlarındaki farklılıkları açıklayabilmek için şimdiye kadar birçok kuramın geliştirildiğini ancak hiç bir kuramın bu eşitsizliği açıklayabilecek nitelikte olmadığını söylemektedir.

Ulusların Düşüşü ve Kurumsal İktisat
Dünyanın En Zengin Ülkelerinden Birisi Olan İsviçre’de Alpelerde Bir Aile

Dünyanın en zengin ülkelerine baktığımız zaman çoğunun Orta ve Kuzey Avrupa’da kümelendiğini görürüz. ABD, Avustralya, Singapur, Japonya gibi ülkeleri de eklediğimizde listemiz tamamlanıyor. En fakir ülkelerin ise Afganistan, Haiti ve Nepal gibi istisnaları saymazsak çoğunlukla sahra altı Afrika’sında yer aldığını görüyoruz.

Afganistan'da bir Aile
Dünyanın En Fakir Ülkelerinden Biri Afganistan’da Bir Aile

Bu sıralama 30 yıl geriye gittiğimizde değişmez, elli yıl hatta yüz elli yıl geriye gittiğimizde ise çok az değişikliğin olduğunu görürüz. Dünyadaki gelir dağılımın derinleşmesi 18. Yüzyıldan itibaren sanayi devrimi ile başladı diyebiliriz. İkinci kırılma ise ikinci dünya savaşı sonrası hızlı bir büyüme ile yaşandı. Peki bu farklılıkları neyle açıklayabiliriz?


Coğrafya Tezi

Ulusların Düşüşü şimdiye kadar yanılan kuramların başında Coğrafya Tezi’nin olduğunu söyler.

Coğrafya Tezi zengin ve fakir ülkelerin arasındaki büyük ayrımın coğrafi farklılıklar tarafından belirlendiğini öne süren bir tezdir. Bu teze göre oğlak ve yengeç dönencesi arasında kalan (kuzeyde sahra çölü, Hindistan, Meksika, güneyde Arjantin, Güney Afrika, Avustralya) arasında kalan tropikal kuşak iklimlerinde yer alan insanlar tembelliğe yatkındı, sıkı çalışmıyorlardı.

Ulusların Düşüşü ve Kurumsal İktisat
Oğlak Dönencesi ve Yengeç Dönencesi Arasında Kalan Tropikal Kuşak

Ayrıca bu bölgelerdeki sıtma gibi tropikal hastalıklar ve yağmur ormanları sebebiyle verimsizleşen toprak da fakirliğin bir diğer sebebiydi.

Fuzuli: “Haris budalalıktan sanır ki, fakir kendi tembelliği yüzünden fakir olmuş, zengin de çok çalışmasından dolayı nimete ermiştir.”

Ancak aynı coğrafyada yer alan Nogales Arizona ve Nogolas Sonora ve Kuzey Kore Güney Kore örneği coğrafya tezinin anlamsız kılıyor. Bu kadar yakın coğrafyaları bırakıp Avrupa ve Afrika gibi farklı coğrafyalara baktığımızda da sonuç değişmiyor. Çünkü tarih boyunca coğrafya değişmemiş olmasına rağmen yaşam standartları bölgeden bölgeye değişmiştir.

Ulusların Düşüşü ve Kurumsal İktisat
Kuzey Kore ve Güney Kore’nin Gece Çekilmiş Uzay Fotoğrafları

Ulusların Düşüşü kitabında yazarlar özellikle Jared Diamond’un ünlü kitabı Tüfek, Mikrop ve Çelik‘e atıflarda bulunarak Diamond’un Coğrafya Tezi’ni şiddetle eleştirmişlerdir.

Diamond’un evcilleştirebilir bitki ve hayvan türlerinin çokluğu yüzünden Bereketli Hilal denilen topraklarda tarım ve nüfusun geliştiğini diğer bölgelerde zayıf kaldığını söylüyor.


Burada Ulusların Düşüşü kitabındaki Coğrafya Tezi eleştirilerine ara verip Jared Diamond’un Tüfek, Mikrop ve Çelik kitabına bakmakta fayda var. Diamond temel olarak şu  soruyu sormuştur:

Neden İnka imparatoru Atahualpa İspanya’ya gelip Kral 1. Charles’ı esir almadı da Francisco Pizarro 168 askerle gelip 80.000 kişilik ordusuna rağmen Atahualpa’yı esir alabildi?Ya da Kristof Kolomb yerine neden Aztekler gemilere atlayıp Avrupa’yı keşfedemediler?

Jared Diamond’un Cevabı

Avrupa ana kıtasındaki insanların coğrafi sebepler yüzünden etkileşiminin çok daha fazla olması, denizciliğin uzun seferler yapabilecek kadar gelişmesi, demiri, çeliği işlemeyi öğrenmeleri ve atı evcilleştirmeleri Güney Amerika’daki topluluklardan daha hızlı bir şekilde gelişmelerine sebep olmuştur.

Kristof Kolomb’un Santa Maria Gemisi

Diamonda göre İspanyolların bir diğer önemli avantajları da yazıyı kullanabiliyor olmalarıydı. Haritalar geliştirmişler, mektuplar yazmışlar daha da önemlisi kitaplar yazarak bilginin yayılmasını sağlamışlardı.

Pizarro İmparator Atahualpa’yı konuşmak için şehir merkezine çağırmıştı. Korumaları ile birlikte büyük bir tahta binerek meydana gelen imparatoru Pizarro’nun askerleri kolayca tuzağa düşürmüşler ve esir almışlardır.

Francisco Pizarro
Francisco Pizarro ve Atahualpa İllüstrasyonu

Diamond bu durumu İnka İmparatoru Atahualpa‘nın ülkesinde ve hatta kıtasında yazı ve bilginin olmaması sebebiyle insan davranışları konusunda yeterli bilgiye sahip olmamasından kaynaklandığını söyler.


Ulusların Düşüşü kitabında Daron Acemoğlu tam da Coğrafya Tezi konusunu sona erdirecekken adeta kuyuya büyük bir taş atar gibi şöyle yazıyor: “…Ortadoğu’yu fakirleştiren de coğrafyası değildi. Bunun nedeni Osmanlı İmparatorluğu’un genişleyip güçlenmesiydi ve bugün Ortadoğu’nun fakir kalmasının nedeni de bu imparatorluğun kurumsal mirasıdır.


Sorular

Osmanlı İmparatorluğu 1922 yılında dağıldıktan sonra topraklarından yaklaşık otuz tane ülke doğmuştur. Konumuz zenginlik ve fakirlik ise yazarın bir kaç sayfa önce dünyanın en zengin otuz ülkesi arasında saydığı ve Osmanlıların yüzyıllar boyu hakim oldukları Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Suudi Arabistan gibi ülkeleri nasıl değerlendirmek lazımdır? Petrol zengini olduklarını kolayca açıklayabiliriz. O halde coğrafya tezi kısmen doğru sayılmaz mı?

Ulusların Düşüşü ve Kurumsal İktisat
Osmanlı İmparatorluğu’nun En Geniş Sınırları

Ya da Osmanlıların 400 yıldan fazla hakim oldukları Yunanistan ve hemen hemen aynı süre hakim oldukları Sudan, Irak, Suriye gibi ülkeler arasındaki refah farklılıklarını nasıl değerlendirmek lazımdır? Bu ülkelerdeki Osmanlı Kurumları birbirinden çok mu farklı işlemekteydi?

Ortadoğu’nun bugünkü istikrarsızlığında ve refah yoksunluğunda 1. Dünya Savaşı sonrası bir Fransız ve bir İngiliz Subay tarafından sınırları cetvelle çizilerek oluşturulan ve bilerek istikrarsızlığa mahkum edilen Sykes-Picot Anlaşması ve petrolün sömürülmesi üzerine kurulu bir Ortadoğu düzeninin hiç mi payı yoktur?

Ulusların Düşüşü ve Kurumsal İktisat
Sykes-Picot Anlaşması’na Göre Yeni Ortadoğu

Sanırım Cateris Paribus (Diğer tüm değişkenleri sabit tutma)” ilkesi tüm teorilerde olduğu gibi Kurumsal İktisat Terorisi’nde de uygulanmış ve Ulusların Düşüşü kitabında Ortadoğu’nun tüm fakirliği Osmanlı Kurumsal mirasına yüklenmiş.


Kültür Tezi

Max Weber

Ulusların Düşüşü İşe Yaramayan Kuramlar bölümüne Kültür Tezi ile devam ediyor. Çoğu zaman geleneksel yönetim anlayışı ve kalıplaşmış sosyal ilişkilerin belirlediği kültürlerin iktisadi gelişim üzerinde çok etkisi yoktur. Entelektüel alt yapısını Max Weber’ın protestan ahlakından alan bu anlayış bu farklılıkları açıklamakta yetersiz kalır. Örneğin; Protestan İngiltere ile Katolik İtalya arasında gelişmişlik düzeyi bakımından kayda değer bir fark yoktur.

Kongo ile Portekiz’in etkileşimi sonrası Kongo Kralının Hristiyanlığı benimsedi, toprakların tekerlek ve sabanla tanıştı ve tarım misyonları oluşturuldu. Yine de Kongolular bu ileri teknoloji ürünlerini benimseyemediler. Bunun sebebi kültürleri değil bunu yapmak için hiçbir teşviğin olmamasıydı. Çünkü Kral tarımın moderleştirilmesi için bir çaba harcamıyordu. Çünkü köle ihracı çok daha karlı ve kolay bir işti.


Cehalet Tezi

Bu tez de bu büyük farklılıkları insanların veya yöneticilerin fakir ülkeleri nasıl zengin hale getireceklerini bilmemesine bağlar. Ancak bu kuram da zengin ve fakir ülkeler arasındaki farklılıkları açıklamaya yetmez.

Ulusların Düşüşü ve Kurumsal İktisat

Ulusların Düşüşü Gana örneğini vererek aslında yöneticilerin yanlarında bulunan bilgi sahibi danışmanlara rağmen oldukça kötü iktisadi kararlar almasının hiçbir şekilde cehaletle açıklanamayacağını, siyasi çıkarların her zaman iktisadi iyileşmenin önünde tutulmasının asıl sorun olduğunu söyler.

Ulusların Düşüşü bu bölümü şu müthiş sözler ile bitiriyor: “İktisat çoğu zaman tüm siyasal problemlerin çözülmüş olduğunu varsayar. Oysa zenginliğe ulaşmanın asıl öncüsü temel siyasi problemleri çözmektir.


Sonuç

Daron Acemoğlu ve James A. Robinson‘un uzun yıllar boyunca yaptıkları araştırmalara dayanarak yazdıkları Ulusların Düşüşü kitabının ilk iki bölümünü kitap hakkında size bir fikir vermesi açısından incelemeye çalıştım.

Her şey soru sormakla başlıyor. Neden modern dünyadan geri kaldık? Neden Sanayi Devrimini göremedik? Neden matbaayı kullanmadık? Neden Atamızın hedef gösterdiği muasır medeniyet seviyesinin gerisindeyiz? Neden? Yeri gelmişken bu konuda merhum devlet adamımız ve aydınımız İsmail Cem’in Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi kitabını da önermiş olalım.

Ulusların Düşüşü ve Kurumsal İktisat

Sonra cevaplamaya çalışıyorsunuz. Her şeyin tek bir cevabı olmadığını, anakronizmin tuzağına düşmeden tarihte olayları ve kişileri anlamaya çalışıyor hatta çoğu zaman yargılıyor ve peşin hükümler veriyoruz. Sosyal bilimler de tam da böyle ilerliyor zaten. Kendinden öncekilere bir tepki olarak, olayların sebeplerini irdeleyip sonuçlarını objektif bir şekilde değerlendirmeye çalışarak, araştırıp öğrenerek ve her şeyden önemlisi öğrendiklerini yazıp paylaşarak….

Ulusların Düşüşü kitabı da bu çabanın harika bir ürünüdür.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here