Mehmet Genç Osmanlı İmparatorluğu’nda Devlet ve Ekonomi kitabının ön sözünde bu ismi vermiş: Hac Yolunda Karınca. Peki nedir bu karıncanın hikayesi? Hocanın yaptığı tüm çalışmaları, iktisat tarihi literatürüne kazandırdığı onca makalelerini bu şekilde özetlemesinde bir hikmeti var doğrusu.

Mehmet Genç Hocanın Çalışmaları

2020 Aralık. İktisat Tarihi Yüksek Lisans ilk dersinde hocam Dr. Şevket Kamil AKAR ile tanışıyoruz. Neden iktisat tarihinden yüksek lisans yapmak istediğimi kafamda bir soru olup olmadığını soruyor.

İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olduğumu ancak aynı zamanda açık öğretimden Tarih okuduğumu, tarihe iktisadi açıdan bakmanın ve incelemenin ilgimi çektiğimi söyleyip kafamı kurcalayan soruyu daha önce hiç sorulmamış bir soruymuş gibi açıklıyorum:

-Osmanlı Devleti, coğrafi keşifler, aydınlanma, sanayi inkılabı gibi gelişmeleri neden doğru okuyamayıp tüm bu gelişmelerin gerisinde kaldı ve şu anki sosyal ve ekonomik düzen(sizliğ)imizin sebebi nedir?

Sevgili hocam kimsenin aklına gelmemiş gibi sorduğum bu soru karşısında gayet olgun bir şekilde Mehmet Genç Hac Yolunda Karınca makalesini okumamı tavsiye ediyor.


Hac Yolunda Karınca

Karıncanın biri uzun bir yola çıkmak için kan ter içinde canhıraş bir şekilde hazırlık yapmaktaymış. Bunu görenler -hayırdır nereye böyle? diye sormuşlar. -Hacca gidiyorum demiş karınca. Varmaya ömrün yeter mi sanki diye biraz da müstehzi bir karşılık gelince karınca: “Olsun, hiç değilse yolunda ölürüm!” diye cevap vermiş.

“Osmanlı sistemi Batı Avrupa’daki iktisadi değişimlere neden ayak uyduramamıştı? Ne düşünmüşlerdi, ne yapmışlardı, yahut ne yapmamışlardı da modern iktisadi büyümenin dışında kalmışlardı? Bu büyük değişmeye katılmak için herhangi bir çaba göstermişler miydi? Mitosun genellikle kabul ettiği gibi dış alemde olup bitenlerin hakikaten hiç farkında varmadıkları için mi bu değişmenin dışında kalmışlardı? Yoksa farkında varmış, uğraşmış, ama başaramamışlar mıydı?

Rahmetli Hocam Ömer Lütfi Barkan’ın yanında hazırlayacağım doktora tezi için konu belirlemek üzere düşünmeye başladığım zaman, 1960lı yılların başında zihnimi meşgul eden sorular bunlardı.” diyor Hac Yolunda Karınca yazısında Mehmet Genç.

Afallıyorum bu satırları okuyunca sanki. Büyük sorularla başlayan böyle bir maceranın nereye evrildiğine nerede son bulduğuna daha doğrusu asla son bulmayacak bir yere vardığına gelin birlikte bakalım.


Karınca Yola Çıkar

Mehmet Genç Hoca 1960’lı yılların başında Prof. Dr. Ömer Lütfi Barkan Hocanın asistanı olarak doktora tezi için çalışmalara başlamıştır. Kafasında özellikle Sanayi Devrimi konusunda Osmanlı Devleti’nin takındığı tutumla ilgili yukarda kendisinin bahsettiği büyük sorular vardır. 1962 yılı sonlarında bu doğrultuda çalışmalara başlar.

Devlet Arşivleri

İlk planı, tezini Osmanlı Arşivlerine girmeden yerli ve yabancı kaynaklardan okumalar yaparak, özellikle Osmanlı vekayinüvislerinin kroniklerini inceleyerek gerek sözel gerek sayısal verilere erişmektir. Çok geçmeden bu belge ve yayınlarda neredeyse güvenilir hiç bir sayısal verinin olmadığını anlar. Fransızcada yazılmış 100den fazla eseri de gözden geçirir ama hiç birinde aradığını bulamaz.

Mehmet Genç“Osmanlı harflerini bilmiyor değildim. Eski yazıda basma ve yazma kitapları rahatlıkla okuyordum. Ancak arşivde karşılaşacağım belgelerin el yazılarını okumakta zorlanacağımı ve öğrenmenin biraz vakit alacağını düşünüyordum”

Osmanlı Arşivine girmeyi erteleyerek Fransızcaya çevrilmemiş İngilizce literatürü tarayabilmek için İngilizce öğrenmeye başlar ve bunu da başarır. Bir iki yıl kadar da İngilizce kaynakları taradıktan sonra elinde Osmanlı Sanayisinin değişme eğilimlerini yansıtacak sayısal verilerin hala olmadığını görerek hayal kırıklığına uğrar.

Mehmet Genç Üniversiteden Atılıyor

Bu arada doktora tezi için tanınan süre de sona ermektedir. Prof. Dr. Ömer Lütfi Barkan Mehmet Genç‘e bir tavsiyede bulunur. Doktora tezini bu şekilde sun ve çalışmalarına devam et! Mehmet Genç sorduğu soruların hiçbirini cevaplayamadığı bir tezi vermek istemediğinden bu tavsiyeye uymaz. Osmanlı Arşivlerine inmekten başka çaresi olmadığını gören Mehmet Genç 1966 yılında arşive iner.

Ömer Lütfi Barkan Kimdir?

1902 yılında Edirne’de doğdu. İlk tahsilini Edirne Numune Mektebinde gördü. dirne Muallim Mektebini bitirdikten sonra üç yıl ilkokul öğretmenliği yaptı. 1923’te İstanbul’a giderek Yüksek Muallim Mektebine girdi. Daha sonra Darülfünun (İstanbul Üniversitesi) Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümünü bitirdi. 1927 senesinde Strasbourg Üniversitesi Edebiyat ve Hukuk Fakültelerinde lisansını tamamlado.1933 senesinde Edebiyat Fakültesi Türk İnkılap Tarihi Kürsüsü doçentliğine getirildi.

1937 senesinde bu vazifesi de devam etmek üzere İktisat Fakültesi İktisat Tarihi ve İktisadi Coğrafya Kürsüsüne nakledildi. 1939’da “Osmanlı İmparatorluğunda Kuruluş Devrinde Toprak Meseleleri” konulu tezini bitirerek doçent oldu. 1941 Şubatında profesörlüğe yükseltildi. 1950’de İktisat Târihi Kürsüsü başkanı oldu. 1950-1952 yılları arasında İktisat Fakültesi dekanlığı yaptı. 1955’te Türk İktisat Târihi Enstitüsünü kurdu. Emekli oluncaya kadar bu enstitünün müdürlüğünü yürüttü. 1957 yılında Ordinaryüs Profesör’lüğe yükseltildi. 1973’te yaş haddinden emekli oldu. 23 Ağustos 1979’da İstanbul’da vefat etti.

Mehmet Genç istediği sayısal verileri bulabilmek ümidiyle girdiği Osmanlı Arşivinden üç dört yılda çıkamaz. Bu sırada tezini zamanında teslim etmediği için asistanlık görevine son verilerek üniversite ile ilişiği kesilir. O’ndaki çalışma azmini gören hocası Ömer Lütfi Barkan hemen imdadına yetişir ve Mehmet Genç Türk İktisat Tarihi Enstitüsü’nde uzmanlık kadrosunda yeniden işe girer ve çalışmalarına devam etme olanağına kavuşur.

Hayal kırıklığı ile biten bir çalışma ve devamı

150 vergi kaleminin yıllar içindeki seyrine dair sayısal verileri dönemin koşullarında belgelerin fotokopilerini alıp günlerce inceleyerek çıkarmaya çalışan Mehmet Genç adeta iğne ile kuyu kazar gibi yaptığı çalışmasının sonunda büyük bir sürprizle karşılaşır: 1700lü yılların vergi gelirlerine ait rakamlar adeta donmuş gibi uzun yıllar boyunca hiç değişmeden tekrarlanıp duruyordur.

Osmanlı bürokrasisi acaba ne yaptığını bilmeden ve düşünmeden birbirinin tekrarı olan bu anlamsız rakamları yıllar boyu kopya edip durmuş mudur? Ancak çalışmaları boyunca tüm belgelerin titizlikle ve çok büyük bir özen gösterilerek tutulduğunu gören Mehmet Genç bunun böyle olduğu ihtimaline hiç sıcak bakmaz.

1746 – 1762 yılları arasında İstanbul’da İngiliz Elçiliği yapmış olan Sir James Porter Osmanlı bürokrasisi hakkında şunları söylemiştir: “Bürokrasideki dikkat ve özen bakımından hiç bir Hristiyan devleti Osmanlı ile yarışamaz. Muameleleri çok büyük bir titizlikle yaparlar. Herhangi bir emri veya kararı eğer tarihi biliniyorsa ne kadar eski olursa olsun hemen bulup çıkarabilirler”

Mehmet Genç çalışmalarına yılmadan devam eder ve sonunda Osmanlı Vergi Sisteminin 18. yüzyıldan itibaren Osmanlı İmparatorluğu’nda Devlet ve Ekonomi yazımda özetlemeye çalıştığım “Malikane Sistemi” şeklinde değiştiğini keşfeder. 1973 yılında bir makale yayımlayarak çalışmalarının ilk ürününü 11 yıl sonra elde etmiş olur.

Asla verilemeyen doktora tezi

Prof. Dr. Ömer Lütfi Barkan 1973 yılında üniversiteden emekli olur. Mehmet Genç bu sebeple doktora tezini sunacak bir mercii bulamaz. Tezini asla tamamlayamayan Mehmet Genç “Doktor” unvanını alamasa da isminin başında şaşaalı unvanlar bulunan bir çok kişiden daha çok bilgi sahibi olarak tam bir ilim adamı vasfıyla çalışmalarına devam eder ve bir çok makale yayımlar.

Mehmet Genç – Osmanlı İmparatorluğunda Devlet ve Ekonomi

Mehmet Genç‘in çalışmaları sayesinde Osmanlı Ekonomisine hakim olan genel ilkeler anlaşılabilmiş ve bugün ders kitaplarında Hocanın çalışmaları okutulur hale gelmiştir.

Son sözü Mehmet Genç Hocamızın kendisine bırakalım: “Yapılması gereken bütün çalışmaları yapılmış olanlarla karşılaştırdığım zaman Hac Yolunda Karınca misalinden daha iyi durumda olmadığımı düşünmekten kendimi alamıyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here