“bir dönemeci geçiyor tiren.
arkadaki vagonlar görünüyor
     birer birer
        bağlı birbirine
            ve çok uzak.
şaşırıyor birdenbire insan
bu çok uzak ve çok arkadaki şeylere bağlı oluştan.”

                                                            Nazım Hikmet

 

Ne güzel söylemiş Nazım. Doğu Expresi Anadolu’nun o sarı bozkırlarında salınırken aklımda hep bu mısralar var. Camdan dışarı bakıyorum süzülerek kayalıkların arasından akan trene. Uzakta, çok uzakta kalan ancak koparıp atamadığımız, bırakıp gidemediğimiz, bu kadar uzakken elimizi uzatıp tutabileceğimiz kadar da yakın gelen her şey akıp gidiyor tren penceresinden. Doğu Expresi süzülüyor bozkırda ağır ağır. Hiç acelesi yok.

Bu yolculuk Kars’a değil. Bu yolculuk bu güzel ülkeye dair yazılmış en güzel eserlerden biri olan Memleketimden İnsan Manzaraları‘nda Nazım’ın söylediği o “Çok uzak ve çok arkadaki şeylere” yapılan bir yolculuk. Hadi atlayın trene.

Doğu Expresi Bilet Nasıl Aldık?

Doğu Expresi
Doğu Expresi

Biliyorum şimdilerde Doğu Ekspresi Bilet bulma neredeyse imkansız bir hal aldı. Binlerce kişi bu 24,5 saat sürecek rüya yolculuk için sırada bekliyor. Bir ay öncesinden TCDD internet sitesinden satışa sunulan biletler bir kaç dakikada tükeniyor. Doğu Ekspresi Bilet bulma şansınızı % 100 arttıracak Doğu Ekspresi Bilet Nasıl Alınır, Doğu Ekspresi Bilet Fiyatları ve Türleri yazıma mutlaka göz atın derim.

Peki Doğu Expresinde Sizi Neler Bekliyor?

Doğu Expresi
Doğu Expresi yolculuğu Kars’a değil sanki içinizde çoktan unuttuğunuz bir yerlere yapılıyor.

Bu güzel Doğu Expresi yolculuğuna çıkmadan önce kafamızda bir sürü soru vardı. Sizin de merak ettiğiniz bir çok şey olduğuna eminim. Doğu Ekspresi Güzergahı nedir? Doğu Expresi Turu ne zaman yapılmalı? Doğu Expresi ihtiyaç listesinde neler var? Örtülü kuşetli vagon ne demek? Doğu Ekspresi yataklı vagon ile örtülü kuşetli arasında ne fark var? Doğu Expresi önerileri neler?

Bu soruların cevaplarını ve daha fazlasını Doğu Ekspresi: 10 maddede Doğu Ekspresi yazımda bulabilirsiniz. Hem bilet alırken hem de Doğu Expresi yolculuğu sırasında dikkat etmeniz gereken bir sürü şey var. Hepsini yazdım. Şimdi sıra geldi bizim hikayemize. 🙂

Doğu Expresi Hikayemiz

Aylardan aralık. Ankara’da deli bir soğuk var. Kar düşüyor tek tük gri gökyüzünden. Sakarya Caddesi’nde çaylarımızı içip kalkıyoruz. Doğu Expresi yolculuğu için Ankara Tren Garı’na gitmenin vakti geldi. On dakika sonra bizi Kırıkkale’nin Irmak ilçesine götürecek olan otobüsteyiz. Bizim gittiğimiz tarihte ray yenileme çalışması sebebiyle Doğu Expresi Ankara Garı yerine Irmak ilçesinden kalkıyordu ancak şu an bu durum kalktı.

 

Doğu Expresi
Doğu Expresi yataklı vagonda gitmenin keyfi kesinlikle bir başka. Mutlaka yataklı vagondan bilet almaya çalışın.

Heyecanlıyız. Koridora gelişigüzel sıralanmış valizlerin kolilerin üzerinden atlayarak en arkadaki koltuğa kadar ilerliyoruz. Son kolinin üzerinden atlarken bi ciyaklama sesi geliyor kulağıma. Kolinin aralığından içerisinin görmeye çalışırken yanımızdaki abi:

-Hint bülbülü diyor. Erzurum’a götürüyorum. Bunlar amele kuş. Kanarya yumurtasının üzerine yatar bunlar. Elli kuruşa aldım tanesini. Çiftleştiriyom bunları. Beşe satacam büyüyünce.

Sonra kırk beş dakika süren Irmak yolculuğumuz boyunca Hint Bülbüllerinden, kuşların öneminden, Erzurum’dan, Ankara’dan Doğu Expresi‘nden bahsediyor Bülbülcü Abi. Eyi yapmışsınız diyor otobüsten inerken.

Doğu Expresi eyidir. Eyi yapmışsınız.

Irmak istasyonundayız. Daracık istasyon binasında neredeyse yüz kişi ısınmaya çalışıyor. Dışarı çıkıyoruz. Yolculardan bazıları Doğu Expresi trenini beklerken varile ateş yakmışlar. Yanaşıp ısınıyoruz. Biraz sonra tren ağır ağır yanaşıyor istasyona. Bir telaş başlıyor. Güzel bir telaş.

Doğu Expresi Kalkıyor

Sonra doğru vagonu bulma telaşı başlıyor. Vagonların üzerinde numara yazmadığından rastgele atlıyoruz bi tanesine. Uzun süredir beklediğimiz bu yolculukta vagon bulacağız derken treni kaçırmak istemeyiz. 🙂 Kondüktörler sağolsun içerde burası sekizzzzz burası dokuzzzz diye vagon numaralarını bağırıyorlar. Arkaya doğru ilerleyip önce doğru vagonu ardından da Doğu Expresi Yataklı Vagonda yer alan odalarımızı buluyoruz.

Doğu Expresi
Doğu Expresi yataklı vagon odamızda yerimizi alıyoruz. Hadi artık başlasın!

İki koltuk, bir el yıkama lavabosu, bir dolap, bir mini buzdolabı, iki priz, iki elbise askısı, büyükçe bir pencere. Odamız gayet geniş, temiz ve güzel. Çantalarımızı yerleştirdikten sonra ilk iş botlarımızı çıkartıp terliklerimizi giymek oluyor. Pencereden dışarı bakıyorum. Telaş bitmiş. Dışarıda ayazdan başka hiç bir şey kalmamış sanki. Biraz sonra istasyon görevlisi tek gözlü gar binasından çıkıp uzun bir düdük çalıyor. Doğu Expresi hareket ediyor. Öyle yavaş başlıyor ki yolculuğumuz, gidip gitmediğimizi anlamak için akıp giden gölgelere bakıyorum.

Doğu Expresi

Odaya yerleşmeye çalışırken kapımız çalınıyor. Gayet şık, elli altmış yaşlarında, temiz giyimli ve güler yüzlü kondüktörümüz gelip kendisini tanıtıyor. Ben İsmail. Az sonra temiz çarşaf, nevresim getireceğim. Başka bir şeye ihtiyacınız var mı diye soruyor. İsmail Abi’ye teşekkür ediyoruz. Dediği gibi az sonra poşetlenmiş tertemiz uyku takımlarımızı getiriyor. Mandalina ikram ediyoruz. Teşekkür edip bir tane alıyor.

Doğu Expresi Kırıkkale’ye Doğru İlerliyor

Ulaş ve Tanju ile başlıyoruz muhabbete. Evden radyoyu getirdim. Bozkırda nereyi çekerse artık. Açıyorum. Bir cızırtı kopuyor. Sonra cızırtılar arasında bir türkü başlıyor. işte! Doğu Expresi bu güzel Anadolu türküsü ile şimdi başladı diye geçiriyorum içimden. Sevincim fazla uzun sürmüyor çünkü daha türkü bitmeden cızırtılar geri geliyor. Olsun.

Doğu Expresi
Doğu Expresi Anadolu’nun sarı bozkırlarında kıvrılarak ilerlerken Tanju uzakları seyrediyor.

Tren tertemiz. Yolcular güler yüzlü. Yataklı vagonda herkes odasına çekilmiş Doğu Expresi rüyasının tadını çıkarıyor. Biz üç kişi iki oda aldık. Bi odada toplanıp muhabbet ediyor, mandalina yiyor, kağıt oynuyoruz. Dışarıda Doğu Expresi‘nin şimdi tarif edemeyeceğim güzel ritmi çınlıyor. Henüz trene bineli bir kaç saat oldu, önümüzde neredeyse koca bir 24 saat var ancak daha şimdiden bu yolculuk hiç bitmesin istiyorum.

Doğu Expresi
Doğu Expresi yataklı vagonda artık uyku vakti. Erken kalkacağız.

Saat on ikiyi geçerken koltuklarımızı açıp yatak yapıyoruz. Yataklar da, İsmail Abi’nin dağıttığı çarşaflar da tertemiz. Üst kata ben çıkıyorum. Alt katta Tanju var. Başucumdaki panelden sıcaklığı düşürüp gece lambasını açıyorum. Biraz kitap okuyup yatıyorum.

Doğu Expresi Sabah

Ara sıra tren makas değiştirirken boşluğa düşer gibi bir hisle uyansam da güzel bir uyku çekiyorum. Bu güzel yolculuğun tadını daha fazla çıkarabilmek için saatlerimizi 06:45′e kurduğumuzdan erkenden kalkıyoruz. Doğu Expresi bozkırda kıvrıldıkca henüz yeni doğmuş güneşi görmek mümkün oluyor. Kah sağına kah soluna ama güneşe doğru ağır ağır ilerliyor Doğu Expresi. Yine Nazım’dan dizeler geliyor aklıma:

“…

Sen de çıkar
göğsünün kafesinden yüreğini;
şu güneşten
düşen
ateşe fırlat;
yüreğini yüreklerimizin yanına at!

Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!

…”

Bir vakit bu dizeleri düşünerek dışarıyı izliyorum yattığım yerden. Sonra Tanju’nun dürtmesiyle yerimden kalkıyorum. Yan odadan Ulaş’ı da alıp Doğu Expresi yemekli vagona kahvaltı yapmaya gidiyoruz. İsmail Abi’ye rastlıyorum koridorda. Divriği’ye doğru ilerliyoruz diyor.

Doğu Expresi
Doğu Expresi yemekli vagonda kahvaltımızı büyük bir keyifle yapıyoruz.

Kahvaltı fena değil. Divriği’ye doğru uzun bir kanyondan, sapsarı bir sel suyunun kenarına doğru ilerliyoruz. Çaylarımızı yudumlarken Bülbülcü Abi geliyor yemekli vagona. Gençler merhaba diyerek yan masaya oturuyor. Abi bülbülleri çalmasınlar diyoruz. Koyu bir muhabbet başlıyor.

-Türkiye’ye bu kuşları ilk getiren benim. Diyor. Başlıyor Hint Bülbüllerinden, kanaryalardan, muhabbet kuşlarından bahsetmeye. Muhabbet güzel. Bi ara Tanju benim de muhabbet kuşum vardı baya bir konuşuyordu deyince Bülbülcü Abi:

-Ohoo o da bişey mi benim kedim konuşuyordu!?.. diyor.

Basıyoruz kahkahayı. Abi nasıl ya diye soruyor Ulaş.

Ya bi gün evin içinde iki saat aradık bunu bulamadık. Dolapların içinden çöp kovasına kadar bakmadığımız yer kalmadı. Herhalde kaçtı gitti dedik. Umudu kestik. Salonda otururken çıktı geldi. Nerdesin lan sen? diye çıkıştım buna.

-Balkondaaaa (Ulan başka nerde olacağım der gibi) dedi. Hanımla biz şok. 🙂

Doğu Expresi
Doğu Expresi’nde Bülbülcü Abi ile harika bir muhabbet başlıyor kahvaltı ederken.

-Sonra benim kuşları yiyodu p….nk. Bi gün kafam attı Ulan p…vnk bi daha kuşlara sakın dokunma diye bağırdım. -Sensin p…vnk dedi. Ben yine şok.

-Abi kusura bakma da sen de hem kedi hem de kuş beslersen olacağı buydu diyorum.

-Yav gardaş. Kediyi sevmiyodum ki ben. Hanımın kedisiydi. Ben iç güveysiyim. O yüzden sesimi çıkaramıyodum. Sonra evden kaçtı kedi de kurtuldu kuşlar.

Doğu Expresi
Doğu Expresi koridorlarında ben…

Doğu Expresi sallanıyor. Bülbülcü Abi hem bizi güldürüyor hem de söyledikleri ile hüzünlendiriyor. Kabızlığa iyi gelen bitkisel bir ilaçtan bahsedip almak isteyip istemediğimizi soruyor. Teşekkür ediyoruz. Yan masaya geçip cebinden çıkardığı yarım bisküviyi yemeye başlıyor. Abi buyur diye sofraya davet etsek de sağolun gençler deyip vagonuna geri dönüyor. Doğu Expresi sadece Bülbülcü Abi ile karşılaşmamıza vesile olduğu için bile güzel. Gülüyoruz. Hüzünleniyoruz da. Anlattığın şeyleri Nazım duysa Memleketimden İnsan Manzaraları’nda bir sayfada sana ayırırdı güzel insan.

Doğu Expresi Erzincan’a Doğru

Divriği’de inenler binenler oluyor. Ülkemizdeki “UNESCO Dünya Kültür Mirası” listesinde yer alan 17 eser listesinde yer alan Divriği Ulu Cami’yi ve diğer Divriği güzelliklerini görüp ertesi gün tekrar Doğu Expresi ile Kars’a devam eden bir çok kişi olduğunu öğreniyoruz.

Doğu Expresi
Anadolu’nun sarı bozkırlarında Kars’a doğru ilerliyoruz. Doğu Expresi hiç acele etmiyor.

Doğu Expresi yol boyunca irili ufaklı bir çok istasyonda duruyor. Kafamı pencereden uzatıp tek tük damların belirdiği küçük bir köye bakıyorum. Dumanlar yükseliyor bacalardan. İnip rastgele bir kapıyı çalsak da başka bir insanın hikayesini dinlesek bir bardak çay ile. Ne güzel olur.

Doğu Expresi
Doğu Expresi kondüktörü İsmail Abi seni tanıdığımız için de çok memnun olduk. Saygılar güzel insan, emekçi insan.

Kemah‘tan geçtikten sonra Erzincan‘a doğru ilerliyoruz. Radyoda güzel bir türkü başlıyor yine. Uzak dağ başlarında kar görünüyor. Kondüktör İsmail Abi‘ye rastlıyorum koridorda. Yine güzel bir sohbete başlıyoruz. Çoktan emeklisi gelmiş ama iki çocuk okuttuğundan emekli olmuyormuş İsmail Abi. Gözleri ışıldıyor çocuklarından bahsederken. Ben bu yazıyı yazarken emekli olmuştur belki ama eğer Doğu Expresi koridorlarında İsmail Abi’ye rastlarsanız çok selamımı söyleyin.

Doğu Expresi
Doğu Expresi ve TCDD emekçisi İsmail Abi Erzincan istasyonunda yolcuları kontrol ederken uzaklara dalıyor.

Erzincan’dayız. Şehir nerede başladı nerede bitti anlamıyorum bile. Anlaşılan istasyon biraz şehir dışında. Erzincan uzakta görülüyor. Bir dağın eteğine doğru sıralanmış irili ufaklı ama hep kısa boylu evler. Deprem bölgesi olduğundan sanırım yüksek katlı binalara izin verilmiyor. “Erzincan’a girdim ne güzel bağlar / Erzurum’a vardım bir gelin ağlar” der türkü. İstasyondan ağır ağır kalkıyor Doğu Expresi. Hiç acelesi yok. Hayata karşı. Telaşa karşı.

Ve Erzurum…

Doğu Expresi
Doğu Expresi yemekli vagona gidip Erzurum’a doğru yaklaşırken çay içip sohbet ediyoruz.

Erzurum’a doğru yanaşırken etrafta biraz kar görmeye başlıyoruz. Derme çatma evlerden ibaret köylerde tek tük insan görünüyor. Bacalarından çıkan simsiyah duman olmasa terk edilmiş gibi tüm evler. Bu sessizliğin arasından bir kaç çocuk sanırım her gün aynı saatte Doğu Expresi‘ni beklediklerinden koşarak yakalamaya çalışıyorlar treni. Çantamdan çikolataları çıkarıp pencereden dışarı doğru bırakıyorum. El sallıyor çocuklar. Bu kısa zaman aralığında pencereden içeri dolan soğuktan çok, üstlerinde gömlekten başka bir şey olmayan çocukları görünce üşüyor insan.

Doğu Expresi
Doğu Expresi en çok Erzurum Garı’nda duruyor. Cağ kebaplarını Aşkale’de sipariş etmeyi unutmayın. 😉

Erzurum‘dayız. Şehir uzun bir süre selamlıyor bizi. Evlerin arasından, çarşısının ortasından geçiyoruz sanki. İstasyona vardığımızda tren on dakika kadar bekliyor istasyonda. Aşağıya inip fotoğraf çekiyoruz. Doğu Expresi yolcuları Erzurum Garı‘nda telaşla sağa sola koşturuyorlar. Bülbülcü Abi’yi görüyorum uzaktan. İki elinde iki kafes sırtında bir çanta. Yolun açık olsun.

Doğu Expresi Sona Doğru

Erzurum’u çıktıktan on dakika kadar sonra koridorda bir ses duyuyorum. Dışarı çıktığımda herkes elinde fotoğraf makinası ile pencereye yanaşmış. İsmail Abi bir kaç dakikaya kadar trenin sağa doğru büyük bir kavis çizeceğini, güzel bir fotoğraf çekebileceğimizi söylüyor. Hepimiz elimizde fotoğraf makinası Doğu Expresi‘nin sağa doğru manevra yapmasını beklerken tren tam tersine sola doğru büyük bir yay çizmeye başlıyor. 🙂

İsmail Abi’nin yanlışlıkla sol yerine sağ dediğini anlıyoruz. Olsun. Ziyanı yok. İsmail Abi biraz mahcup odasına geri dönüyor. Horasan‘a doğru ilerlerken hava kararmaya başlıyor. Yol boyunca hep kar olacağını düşünmüştük ancak kar Erzurum‘u çıktıktan sonra başlıyor. Odaya geri dönüp muhabbete devam ediyoruz.

Doğu Expresi
Doğu Expresi’nde sona doğru yaklaşırken yolculuğun bittiği için üzülüyor Kars Gezisi başlayacağı için seviniyoruz.

Horasan‘dan sonra Sarıkamış‘a ilerlerken tren rayların hemen yanı başındaki çam ağaçlarını okşayarak ilerliyor neredeyse. Pencerenin üst tarafını açtığımızdan içeri çam dallarından kar düşüyor bazen. Doğu Expresi Kars’a yaklaşırken bu güzel yolculuğun bitmek üzere olduğu düşüncesi üzüyor bizi.

Ve işte Kars… Doğu’nun mütevazi ve sıcak şehri! Uzakta ışıkları görür görmez canım sıkılıyor. Gitmeliydik daha. Bana kalsa bi 24 saat daha. Bir yere varmak için binmedik Doğu Expresi trenine. Bi yeri bulmak için bindik. Kaybettiğimiz bir yeri. Kars‘ta geçirdiğimiz üç günden sonra fikrim değişiyor. O yer, aradığımız o yer Kars.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here