Yazıda Ne Var?

Bheçet Necatigil “Size göre şiir nedir?” sorusunu yanıtlıyor…

Behçet Necatigil…Türk Edebiyatı’nın en büyük şairlerinden birisi. Behçet Necatigil (16 Nisan 1916 – 13 Aralık 1979 ) Bakın ne demiş ölmeden 22 yıl önce, 1957 yılı Şubat ayında Varlık Dergisi’nde yayımlanan şiirinde…

adı, soyadı
açılır parantez
doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti
kapanır parantez.

o şimdi kitaplarda bir isim, bir soyadı
bir parantez içinde doğum, ölüm yılları.

parantezin içindeki çizgi
ne varsa orda
ümidi, korkusu, gözyaşı, sevinci
ne varsa orda
…”

Ne varsa orda işte. Bir çırpıda tükettiğimiz ömrümüz parantezin içindeki bir çizgide saklı. Her yaşam bir fırsat, her ölüm bir ağıt, her çizgi ise bir hikaye. Gelin biz Behçet Necatigil‘in parantezinin içindeki çizgisine O’nun en güzel 10 şiiri ile kısaca bir göz atalım.


10-Gülüşleri…

“Çırpınan bir kelebek kanadı mıdır ?
Sevdiğinin elini tutan elinde
Duyar gibi o gizli seslenişi çağlardan
Örselenir, zedelenir ne kadar kollasan
Bu büyülü nakışlar bir tutam toz olacak
Severken bir genç kızı delikanlı
Dalgın titrek gülümser
Bilirim.”

behçet necatigil
Örselenir, zedelenir ne kadar kollasan – Behçet Necatigil arkadaşlarıyla

Oldu dimi? O büyülü bakışlar bir tutam toz oluverdi… Şairler kaç ömür yaşamışlar da öğrenmişler bütün bunları? Tek bir ömre sığmayacak kadar derin anlamı olan mısraları bir araya getirmek nasıl bir iş? Behçet Necatigil iyi ki bu topraklarda doğmuşsun.

Behçet Necatigil‘in serüveni 16 Nisan 1916′da İstanbul Fatih’te başlayıp 13 Aralık 1979‘da yine İstanbul’da Cerrahpaşa’da sona erer. Asıl adı Mehmet Behçet Gönül olan şair 1951 yılında mahkemeye başvurarak Necatigil soyadını alır.


9-Heraklit’in Suları

“Tıpkı onun çizgileri
Karşıdan gelen şu kadın.

Bir küçük çocuk
Yıllarca öncem
Korkar mı gitsem yanına
Çocuk sen bensin desem.

Üç delikanlı yürüyor
Bir dört yol ağzında her biri bir yana
Üçe bölünüyorum
Yolların her birinde birim gidiyor.

Biri eve; derslerinin başına kitabı açıyorum
Biri parkta bir sevgili bekliyorum.    .
Bir yerde çalışıyor uçuncu, okul donuşu
Gecenin geç saati işimden dönüyorum.

Hey durun! diyorum, siz bensiniz, bensiz
Nereye gidersiniz, hey durun!
Sessizce yürüyorlar benden habersiz
Durmuyorlar o kadar sesleniyorum.

behçet necatigil
Bir dört yol ağzında her biri bir yana – Behcet Necatigil

Bir akşam üstü eve dönerken yıllarca önceki haline rastlamış Behçet Necatigil. Bir gencin heyecanında gençliğine, bir çocuğun telaşında çocukluğuna rastlamış, sonra da sarılmış kaleme…

Annesini iki yaşındayken kaybeden Behçet Necatigil ilkokula Beşiktaş’ta başlar. Babasının Kastamonu’ya tayini sonrası öğrenimine burda devam eden Necatigil tüberküloz hastalığına yakalanınca öğrenimine ara vermek zorunda kalır. Ailesiyle birlikte İstanbul’a geri dönen büyük şair 1931 yılında Kabataş  Lisesi’nde tekrar okula başlar ve 1936 yılında Edebiyat bölümünden birincilikle mezun olur.


8-Liman

Güçlü fırtınalarda direkleri kırılmış
Gemiler bize sığınır – – bulduk sanırız.

Görmezler. Varsa yoksa uzaklar – –
Onarırız. Giderler, kalırız.

Sonra gecelerde: Bu son olsun, son
Gönderme – – Engine yalvarırız.

Sonra büyür daha da
Korkunç yalnızlığımız.

Onarırız. Giderler, kalırız... – Behçet Necatigil

Kasırgalarda birilerinin limanı olmuşluğunuz vardır elbet. Peki kırılmış yelken direklerini onarır onarmaz limandan ayrıldıkları şahitlik ettiniz mi? Sonra denize bir daha gemi yanaşmasın bu limana diye yalvardığınız da oldu mu? Behçet Necatigil çok güzel yazmış yine.

Necatigil‘in yazım serüveni daha çocuk yaşlarında başlamış. 1927 yılında el yazısı ile haftalık çıkardığı “Küçük Muharrir” dergisi ilk göz ağrısıdır diyebiliriz. İki yıl içinde çıkardığı on dört sayıyı arkadaşlarına ve aile üyelerine sunar.


7-Çocuklar

“Çarşılarda birşey
Biz pek aramazdık çocuklar olmasaydı

Kasaplarda manavlarda bazı yorgun kadınlar
Hep de tenha saatleri seçerler
Sonra yavaş bir sesle
Çocuk için hasta kaç gündür yemiyor
Biraz et biraz meyve isterler

Sevdiği bir reçeli gün aşırı yalnız ona
Kaşıklarla beraber büyük bir üzüntü
Uykularda bile bitiyorsa
Yağların şekerlerin çayların
Annelere düşündürdüğü

İnsanlara,tezgahlara,kağıtlara kolaydı
Biz bu kadar eğilmezdik çocuklar olmasaydı “

behçet necatigil
Biz bu kadar eğilmezdik çocuklar olmasaydı – Behçet Necatigil ailesiyle

Çocuklar, çocuklarımız…Sizin için katlanıyoruz dünyadaki bir çok kötülüğe. Bize kalsa akşam da bir, sabah da. Bize kalsa gülüp geçilecek onca şey siz varsınız diye sövülecek, üzülecek, oturup hüngür hüngür ağlanılacak hüzünlere dönüşüyor. Biz bu kadar eğilmezdik siz olmasaydınız. İyi ki varsınız!

“Küçük Muharrir” dergisi ile daha 11 yaşında başlayan şiir yaşamı aynı hızla devam eder. Lise yıllarında yazdığı ilk şiiri olan “Gece ve Yas” Varlık Dergisi‘nde yayımlanır;

Bir köşeye büzülüp
Böyle susmazdım ama
Kapılardan süzülüp
Gece doldu odama…


6-Gizli Sevda

Hani bir sevgilin vardı
Yedi sekiz sene önce,
Dün yolda rastladım
Sevindi beni görünce.

Sokakta ayaküstü
Konuştuk ordan burdan.
Evlenmiş, çocukları olmuş
Bir kız bir de oğlan,

Seni sordu.
Hiç değişmedi, dedim.
Bildiğin gibi…
Anlıyordu.

Mesutmuş, kocasını seviyormuş.
Kendilerininmiş evleri…
Bir suçlu gibi ezik,
Sana selam söyledi.

behçet necatigil
Mesutmuş, kocasını seviyormuş… – Behcet Necatigil

Bu şiirin her satırındaki hüzne bakar mısınız? Basit kelimelerle örülü duygu bütünlüğünün sizi alıp yıllarca önceye götürmesi, binlerce başka ihtimal varken, birine mecbur bırakılışımızın hüznü değil mi sizce de anlatılan?

1936 yılında liseyi bitiren Behçet Necatigil‘in sıradaki durağı Yüksek Öğretmen Okulu’dur. Okulda edebiyat öğretmeni Ahmet Hamdi Tanpınar olunca şiire ve yazmaya olan ilgisi daha da artar. 1940 yılında okuldan mezun olan Behçet Necatigil‘in öğretmen olarak ilk durağı ise Kars Lisesi’dir.


5-Nilüfer

Ben oraya koymuştum, almışlar,
Arasına sıkışık saatlerin.
Çıkarır bakardım kimseler yokken;
Beni bana gösterecek aynamdı, almışlar.

Kışken ilkyaz, sularımda açardı;
Buzlu dağlar gerisine kaçıracak ne vardı?
Eski defterlerde sararırmış yaprak.
Beni bana gösterecek anlamdı, almışlar.

Bir ışıktı yanardı gecelerde;
Akşam, çiçekler uykuya yattı,
Sardı karşı kıyıları karanlık-
Beni bana gösterecek lambamdı, almışlar.

behçet necatigil
Ben oraya koymuştum, almışlar – Behçet Necatigil öğrencileriyle

Kendinize bile söylemeye korktuğunuz bazı şeyleri bizden aldıklarında hissettiklerimizi anlatmış Behçet Necatigil. “Çıkarır bakardım kimseler yokken…” kimseler görmesin diye, kimseler bilmesin diye heyecan duyarkeni endişelenirken birden bire artık orda olmadığını anladığımız bazı şeylerin…

1941 yılında Zonguldak Lisesi’ne tayin olur. Burada geçtiğimiz yıllarda hikayeleri “Kelebeğin Rüyası” isimli filme de konu olan iki şair arkadaş Muzaffer Uslu ve Rüştü Onur ile birlikte ortak çalışmalar yapar. Bir çok dergide ortak şiirleri yayımlanır. Necatigil Zonguldak’ta geçirdiği iki verimli yıldan sonra 1943 yılında İstanbul’a, Pertevniyal Lisesi‘ne atanır.


4-Şimdi Değil Sonra

Ürperen sokakları süpüren tipide
Yürürken hızlı
Şimdi değil sonra
Vurur yüzünüze aralık kapımdan
Bir garip yaz sıcaklığı.

Bir an durursunuz beklemiyor gibi bunu
İçeriye girseniz
Şimdi değil sonra
Yaşamak telâşı çekip götürür sizi
Esen soğuk rüzgârda.

Şimdi değil sonra
Bakarsınız yaşamak bir gün bırakıverir
Sizi benim yollara.
Bir zamanlar kayıtsız önünden geçtiğiniz
Eski kapı
Çıkar sisler içinden karşınıza açık
.
Sahi
İçerde
Sizin de
Hayatınız vardı.

Ve ancak o zaman anlarsınız
Yıllar önce gösterdiğimi kışı.

Yazdı
Şimdi değil sonra.

Ertelediğimiz sevinçlerin, umutların şiiri. Behçet Necatigil hayatın şairi. Umutların, hayal kırıklıklarının, gündelik yaşamın, dünün, bugünün, yarının, düşüncelerin, duyguların şairi…

Pertevniyal Lisesi‘ndeki kısa çalışma hayatının ardından askere giden Necatigil, askerlik sonrası 1936 yılında mezun olduğu okuluna, Kabataş Erkek Lisesi‘ne bu kez öğretmen olarak geri döner. İlk şiir kitabı olan “Kapalı Çarşı” 1945 yılında yayımlanır. 


3-Solgun bir gül oluyor dokununca…

Çoklarından düşüyor da bunca
Görmüyor gelip geçenler
Eğilip alıyorum
Solgun bir gül oluyor dokununca

Ya büyük şehirlerin birinde
Geziniyor kalabalık duraklarda
Ya yurdun uzak bir yerinde
Kahve, otel köşesinde
Nereye gitse bu akşam vakti
Ellerini ceplerine sokuyor
Sigaralar, kâğıtlar
Arasından kayıyor usulca
Eğilip alıyorum, kimse olmuyor
Solgun bir gül oluyor dokununca….

…Ya da yalnız bir kızın
Sildiği dudak boyasında
Eşiğinde yine yorgun gecenin
Başını yastıklara koyunca

Kimi de gün ortası yanıma sokuluyor
En çok güz ayları ve yağmur yağınca
Alçalır ya bir bulut, o hüzün bulutunda.
Uzanıp alıyorum, kimse olmuyor
Solgun bir gül oluyor dokununca

Ellerde, dudaklarda, ıssız yazılarda
Akşamlara gerili ağlarla takılıyor
Yaralı hayvanlar gibi soluyor
Bunalıyor, kaçıp gitmek istiyor
Yollar, ya da anılar boyunca

Alıp alıp geliyorum, uyumuyor bütün gece
Kımıldıyor karanlıkta ne zaman dokunsam
Solgun bir gül oluyor dokununca

Fırat Tanış bu güzel şiiri bestelemiş, Jehan Barbur’da harika söylemiş… Seversiniz belki

Kendi serüvenini anlatmış Behçet Necatigil bu güzel şiirde. Arayıp bulduğu, eline alıp tutmak istediğinde ise solgun bir olan onca şeye bir ağıt yakmış gibi. Nereye gitse bu akşam vakti?…

Yazın hayatı boyunca bir çok şiir kitabının yanı sıra başta Rainer Maria Rilke ve Knut Hamsun gibi dünyaca ünlü yazarların kitaplarını da çeviren Behçet Necatigil, Türk Edebiyatı’nın en önde gelen şair ve yazarlarından birisi olur.


2-Evler

İnsanlar yüzyıllar yılı evler yaptılar.
İrili ufaklı, birbirinden farklı,
Ahşap evler, kagir evler yaptılar.
Doğup ölenleri oldu, gelip gidenleri oldu,
Evlerin içi devir devir değişti
Evlerin dışı pencere, duvar.

Evlerde saadetler sabunlar gibi köpürdü:
Eve geldi bir tane, nar gibi,
Arttı, eksilmedi.
Evleri felaketler taunlar gibi süpürdü.
Kaderden eski fırtınalar gibi,
Ardı kesilmedi.

Evlerin çoğunda dirlik düzen
Kalan bir hatıra oldu geçmişte.
Gönül almak, hatır saymak arama.
Evlatlar aileye asi işte,
Bir çığ ki kopmuş gider, üzüntüden.
Evlerde nice nice cinayetler işlendi,
Ruhu bile duymadı insanların.
Dört duvar arasında aile sırları,
Bunca çocuk, bunca erkek, bunca kadın,
Gözyaşlarıyla beslendi.

….

İnananların kaderi besbelli evlere bağlı,
Zengin evler fakirlere çok yüksekten baktılar,
Kendi seviyesinde evler kız verdi, kız aldı.
Bazıları özlediler daha yüksek hayatı,
Çırpındılar daha üste çıkmaya
Evler bırakmadı.

Şu dünyada oturacak o kadar yer yapıldı,
Kulübeler, evler, hanlar, apartmanlar
Bölüşüldü oda oda, bölüşüldü kapı kapı
Ama size hiçbir hisse ayrılmadı
Duvar dipleri, yangın yerleri halkı,
Külhanlarda, sarnıçlarda yatanlar.

Evler şairi olarak da bilinir Behçet Necatigil. Evleri, evlerin içinde yaşananları, kapalı kapılar ardındaki hüzünleri, sevinçleri, gündelik hayatın telaşını kısacası bizi, bize en iyi anlatan şairlerden biridir. “Evlerin içi devir devir değişti / evlerin dışı pencere duvar….”

1972 yılında uzun yıllar çalıştığı Çapa Eğitim Enstitüsü’nden emekli olan Necatigil, evine çekilip kendini iyice yazın hayatına adar. Büyük usta kanser teşhisiyle kaldırıldığı Cerrahpaşa Hastanesi’nde 13 Aralık 1979 tarihinde hayata veda eder. 


1-Sevgilerde

Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk, saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.

Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı.

Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telâşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.

Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vaktiniz olmadı.

Sehli Mümteni” demiş eskiler. Söylenmesi kolay görülen ama benzeri yapılmak istendiğinde güçlüğü ortaya çıkan söz… Behçet Necatigil bu basit kelimeleri sihirli bir şekilde öyle bir araya getirmiş ki ortaya Türk Edebiyatı’nın en iyi şiirlerinden birisi çıkmış: Sevgilerde…

Bütün bir ömür boyunca sadece ve sadece “Sevgilerde” şiirini bile yazmış olsaydı yine çok büyük bir şair olurdu Necatigil. Yetmemiş “Evler” demiş, “Çocuklar” demiş, “Gizli Sevda” demiş, “Şimdi Değil Sonra” demiş…

Parantezin içindeki çizgi / Ne varsa orda…” Hangimiz o çizgiyi böylesine güzel satırlarla doldurabiliriz ki? İyi bu toprakların şairisin Behçet Necatigil!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here